Untitled Document
Hava Durumu
ANKARA
ANKARA
ANKARA
ANKARA
ANKARA
En Çok Okunanlar
Aşk Özledim Seni

Aşk Kilit Vurdu Gözlerime
Bayanlar İçin Parfüm Önerileri
Güzel Msn Sözleri
Msn Nickleri
Ped Şişe Sular
Aşkı memnu
Yeni Sezonda Neler moda
Çocuklarınızı Erken Uyutma yöntemleri
En Çok Yorumlananlar
Yeni Sezonda Neler moda

Aşk Özledim Seni
Aşk Kilit Vurdu Gözlerime
Bayanlar İçin Parfüm Önerileri
Ped Şişe Sular
Aşkı memnu
Güzel Msn Sözleri
Msn Nickleri
Çocuklarınızı Erken Uyutma yöntemleri
PERİ KIZININ MASALI
Peri kızı masalı

Peri Kızı, aşağıdaki güzel görünümlere kendini kaptırmıştı. Haklıydı da. Öyle güzel dağların ve ırmakların üstünden geçiyorduk ki! Ara sıra bahçeler içinde güzel saraylara rastlıyorduk. Bilinmeyen yerlere giden atlılar, uçarcasına geçip gidiyordu aşağılardan.


- Bize bir masal anlatmaz mısın Peri Kızı? dedim. Bakışları aşağılara doğru kaydı ve geçip giden atlılara, ağaçlara, ormanlara baktı bir süre daha. Sonra bana döndü:


- Sana en iyi bildiğim masalı anlatmamı ister misin? diye sordu.
- Elbette, hem de çok isterim.
- Dinle öyleyse, dedi Peri Kızı ve başladı anlatmaya.


Peri diyarlarından bir diyarda; Peri Kızı, padişah babasıyla birlikte, sırça sarayında yaşıyordu. Fındık kabuğundaki elbiselerini giyiyor, altın ve gümüş tabaklarda yemeklerini yiyordu. Dadısı ona, insanlara dair masallar anlatıyordu akşamları. İnsanların haline çok üzülüyordu Peri Kızı. Zavallıcıklar, uçamıyorlardı bile. Bütün işlerini güç ve kuvvetle yapmak zorundaydılar. Altın ve gümüş için de çok kavga ediyorlardı. Ve en önemlisi, Kaf Dağı Ülkesi’nin masal olduğunu düşünüyorlardı. Onların Kaf Dağı hakkında çok az şey bildikleri açıktı.


Daha çocukluğunda, babası ona bütün periler ülkesini gezdirmiş, iyi kalpli perileri, kötü kalpli perileri birbirinden ayırt etmesini öğretmişti. Uçarken dikkat etmesi gereken şeyleri de iyice belletmişti.


Peri Kızı’na en eğlenceli gelen şey, kılık değiştirmekti. Kelebek olmayı seviyordu. Bazen de bir kuş! Mesela bir kar kuşu. Deniz kıyısında ise, en çok sevdiği şey martı olmaktı. Bir çocuk gördüğünde, uç uç böceği olmayı seviyordu. Çocuklar onu kandırdıklarını sanıyorlardı. Fakat, Peri Kızı’nda öyle birkaç terlik ve pabuca kanacak göz yoktu. Onun öyle çok terlik ve pabucu vardı ki! Ama çocuklar ne bilsin!


Bir şey daha öğretmişti babası ona. İşte en çok dikkat etmesi gereken de buydu; insanlardan sakınmak. Ama her şeye rağmen, insanoğlundan bir Şehzade’nin, sırça sarayın kapısını çalmasına engel olamamıştı peri padişahı. Sarayın kapısını, sanki, “Kızınızla evlenmek istiyorum” der gibi çalmıştı Şehzade. Böyle zamanlarda Peri Kızı dayanamayıp bir kurbağaya dönüşürdü. Yine öyle oldu. Aslında Şehzade’nin, çirkin bir kurbağayla evlenmek istemeyeceğini düşünüyor ve onun şaşkın halini görmek için sabırsızlanıyordu Peri Kızı. Bu, onu en çok eğlendiren işlerden biriydi. Gerçekten de çok şaşırdı Şehzade.


Aslında Şehzade’nin isteği basitti. Babasına bir ok atacağını ve ok nereye düşerse o evin kızıyla evleneceğini söylemişti. Attığı ok, Peri Kızı’nın yaşadığı sırça sarayın üzerine düşmüştü. Elbette bir kurbağayla evlenmesine babasının izin vermeyeceğini biliyordu. Üstelik, kendinden büyük olan iki kardeşin biri, baş vezirin, diğeri de ikinci vezirin kızlarıyla nişanlanmışken… Okunu, ikinci ve üçüncü kez attı. Sonuç değişmedi.


Ok, her defasında sırça saraya isabet ediyordu. Bunda, kendisinin de bilmediği bir hikmet olduğunu düşündü. “Bu işin içinde bir iş var!” diyordu. Kaderine razı oldu ve kurbağa kızı alarak oradan ayrıldı. Şehzade, ne sırça bir sarayın kapısını çaldığının farkındaydı ne de bir peri kızını alıp, babasının sarayına götürdüğünün. Çünkü okun düştüğü yerde, onun tek görebildiği, bir ormanın içindeki küçük kurbağa deliğiydi. Peri kızı, kılık değiştirirken her şeyi insanların gözlerinden gizlemişti.


Kimsenin yapabileceği bir şey yoktu. Peri padişahının bile. Çünkü, yasalarına göre kılık değiştirmiş bir halde iken, bir periyi, bir insan bulup alırsa, peri onun olurdu. Taa ki, insanoğlu onu özgür bırakana dek. Bu da, peri hangi kılığa girmişse, o giysinin yakılmasıyla mümkün oluyordu. Ama bu giysiyi de, perinin sahibi olan insanın yakması gerekiyordu. “Artık özgürsün” anlamına geliyordu bu. Tabii böyle bir durumda, peri padişahı, kızını hemen gelip alabilirdi. Böyle bir şey olur muydu? Kimbilir? Peri padişahı ve sarayda yaşayan diğer perilerin, Şehzade kendilerini de almadığı için, şükretmeleri gerekiyordu.




20:19:00
05 Eylül 2008
Bu haber  162  kere okundu Yazıcıya Yolla
YORUMLAR
Bu Habere Yorumunuzu Ekleyin
İsim
E-posta
Başlık
Yorum
       Tüm alanlari doldurmaniz gerekmektedir
Aşk | sevgi | sohbet odaları | güzel sözler | aşk | Eğlence
Günün Resmi
Aşk Aşk Aşk

Son Eklenen Resimler
Aşk Aşk Aşk
Cennetten Gelenler (9)
Cennetten Gelenler (8)
Cennetten Gelenler (7)
Cennetten Gelenler (6)
Son Eklenen Videolar
Iletisim | Hakkimizda | Anasayfam Yap | Sik Kullanilanlara Ekle
Güzel Sözler; İnsanlar güzel söze tutkundur. öteki sözler unutulup gittiği halde güzel sözler insan belleğinde yer etmiş; zamanla her biri bir atasözü olmuştur. İnsanlar güzel sözler söylemeye devam ettikleri için atasözleri dışında da pek çok güzel sözler türemiştir ve türemeye devam etmektedir. Bu Sözler dilden dile dolaşmakta kimi iş yerlerinde duvarlara asılmakta kimi zamanda sözü cuk diye oturtmak için kullanılmaktadır ;). Ben bu sitede güzel sözlerin en alengirliler inden yeri geldikçe kullanmanızı dilediğim bir güzel söz arşivi sunuyorum. Güzel Sözler iyi kullanıldığında Sevgiliye verilen bir çiçek kadar değerlidir. SevdaCafem.Com Yeni Yayın dönemine başlamıştır!